• 3,670 TL

  • 4,327 TL

  • 151,35 TL

  • 108.489

“RES ANATOLİA OLARAK HEDEFİMİZ HER ZAMAN AYNI: ÜSTLENDİĞİMİZ HER PROJE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN İNŞA EDİLMELİ”

“RES Anatolia Olarak Hedefimiz Her Zaman Aynı: Üstlendiğimiz Her Proje Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin İnşa Edilmeli”
01 Kasım 2014 Cumartesi 22:37

Yenilenebilir enerji sektörünün küresel liderlerinden biri olan RES Group'un bir iştiraki olan RES Anatolia’nın Genel Müdürü Ayhan Gök’den genel bir 2014 değerlendirmesi:

“2009 yılında kurulan ve Türkiye’de faaliyetlerine başlayarak kendi alanında güçlü bir kimlik oluşturan RES Anatolia , RES Group’un Güney Avrupa’dan sorumlu bölümü olan RES Mediterranean’ın yüzde yüz iştiraklerinden biridir. RES dünya çapında yenilenebilir enerji uygulamaları ve yönetimi alanında geniş tecrübeye sahip; RES Group, bugüne kadar 7.000 MW'ın üzerinde rüzgâr enerjisi projesini hayata geçirdi; halihazırda da tüm dünyada çeşitli aşamalarda 20,000 MW'ın üzerinde proje geliştirilmektedir.


RES Anatolia olarak rüzgâr ve güneş enerjisi projeleri gerçekleştiren dünyanın önde gelen yenilenebilir enerji geliştiricilerinden ve işletmecilerinden biriyiz. Ana faaliyetimiz, rüzgâr ve güneş enerjisi santralleri geliştirilmesi, tasarlanması, inşaası, finansmanı ve işletimidir. Akdeniz havzası ve Orta Doğu çapında yenilenebilir enerji santralleri (rüzgâr, fotovoltaik, CSP) tasarımı, geliştirmesi, finansmanı, inşaatı ve işletmesi alanında uzman bir hizmet sağlayıcıyız. Halihazırda izin ve proje geliştirme süreçleri devam eden iki projemiz mevcut. Lisanslamış olan rüzgar kapasitemiz, 48 MW güce sahip Samsun Havza WPP ve 120 MW kurulu güce sahip Kırklareli´ndeki STFA Yatırım Holding ile birlikte geliştirmekte olduğumuz Evrencik WPP olmak üzere toplamda 168 MW. 2015´in ilk yarısında devreye girecek olan Havza RES projemiz Türkiye´de işletmeye alalacağımız ilk projemiz olacak.

RES Anatolia olarak geçtiğimiz sene Haziran ayında  8 adet güneş projemiz  için lisans başvurularımızı ilgili kurumlara yaptık ve ihale tarihlerinin açıklanmasını beklemekteyiz. Geçen sene sonuna kadar sonuçlanacağını umut ettiğimiz ihale süreçlerinde ne yazık ki ciddi gecikme yaşamaktayız. Türkiye’de regulasyon gereği ne kadar planlama yapsanız da süreçler konusunda bir yerlerde tıkanıyorsunuz. Başvurusunu yapmış olduğumuz projelerimizden çok umutluyuz ve ihale tarihlerini bekliyoruz.

Bunun yanı sıra saha seçim ve ölçüm faaliyetlerini yürütüyor olduğumuz rüzgar projelerimiz için de önümüzdeki rüzgar başvurularına hazırlanmaktayız. RES Anatolia olarak güneş ve rüzgâr enerjisine yatırım yaparak Türkiye’deki portföyümüzü önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl 50 ila 100 MW arttırmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla bütün planlarımızı kalıcı olduğumuz ve dinamizmine inandığımız Türkiye’de daha da büyümek üzerine yapıyoruz. 

Bu kapsamda 16 olan mevcut personel sayımızı bu yıl 20’ye çıkardık ve takip eden yıllarda da ikiye katlamayı planlıyoruz. Ayrıca ülke olarak yakın ilişkilerimiz olan Orta Doğu ve bazı komşu ülkelerdeki faaliyetlerimizi Türkiye ofisimiz üzerinden yürütmeyi umuyoruz; bu da elbette bu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik istikrar sağlanmasına bağlı. Türkiye’yi bu ülkelerde yürütülecek faaliyetlerin merkezi olarak konumlandırmamızın ülke ekonomisine önemli katkıda bulunacağına inanıyoruz. Elbette öncelikle Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün daha da gelişmesi için yapılması gereken düzenlemeler olduğuna inanıyoruz.



Yenilenebilir enerjinin öncelikle ciddi bir devlet politikası haline gelmesi lazım. Enerji projeksiyonu yapılırken özellikle yerli, doğal kaynaklarımız olan rüzgar ve güneşin ciddi bir oranda dikkate alınması gerekir. Yerli türbin üretimi konusu ise kafaları karıştırıyor. Bunun yapılabilmesi için halen çok önemli engeller mevcut ve ülke olarak zaman kaybediyoruz. Bana göre her zaman dile getirdiğim bir konu olarak, kısa sürede yerli Türbin üretmek yerine her türlü sertifikasyona sahip Avrupalı bir üreticiyi satın alıp millileştirmek hem zaman açısından, hem de ekonomik açıdan çok daha avantajlı olacaktır. Bir diğer konu ise lisanslama sürecinin daima açık olması gerektiğine inanıyoruz. Gerekli teknik şartları yerine getirdiği takdirde herkes bağlantı kapasitesi olan yerlere başvuru yapıp lisans alabilmeli. Ayrıca izin süreçleri YEGEM vb. kurumlar altında merkezileştirilmeli. Kurumlar izin alma süreçlerini kendi aralarında yazışarak halledebilir. Yatırımcı 30 dan fazla kurumla muhatap olmaktansa tek bir merci ile muhatap olmalı ve dolayısıyla izin sürecinin kısalması sağlanılmalıdır.

Türkiye, rüzgâr kalitesi bakımından önde gelen bir ülke. Yenilenebilir enerji konusuna geç giren bir ülkeyiz ancak son dönemlerde görülüyor ki bu konunun önemi algılandı ve çalışmalara hız verildi. 2023 yılına kadar rüzgârda hedef 20 bin MW, fakat bunun 8-10 bin MW’ın üzerinde gerçekleşmesini öngörmüyorum. Bu bağlamda yıllık üretimi 800-1000 MW civarına çıkarmamız gerekiyor. Sektör için gerekli organizasyon yapısının kurulması ve bu çerçevede hareket edilmesi, yenilenebilir enerjinin geleceğini aydınlatacaktır. Kule ve kanat üretimi için yeni kanun kapsamında yürütülen hükümet bazında çalışmalar da var. Ancak sıkıntılar sürüyor. Teşvik sürelerinin uzatılması da yatırımcıyı çekmek açısından avantajlar yaratacaktır.      

Sektörün gelişmesine yönelik kamuda devam eden düzenlemeler yenilenebilir enerjiye verilen önemin ayrı bir göstergesi elbette, ancak ne yazık ki yeterli değil. Son dönemde tartışma konusu olan orman izinleri rüzgar yatırımlarının önünü tıkayabilir. Yeni yatırımlardan da ziyade yıllardır devam eden, ÇED raporları alınmış, kapasitelerin açıklandığı projelerin bulunduğu bölgeler bile bu yeni tasarı ile tehlike altında.  Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Türkiye’nin daha da geç kalınmadan mevzuatında gerekli değişiklikleri gerçekleştirip, yenilenebilir enerji potansiyelini daha verimli bir biçimde değerlendirmesi gerekliliği artık kaçınılmaz bir gerçek. Böylelikle enerji alanında dışa bağımlılığının en önemli göstergesi olan milli bütçedeki yük de hafifleyecektir. Bunun yanı sıra, Türk üreticilere verilecek uygun teşvikler, devletin Ar-Ge ve teknoloji çalışmalarına sağlayacağı altyapı ve mali desteklerle dünyada birçok gelişmiş veya gelişmekte olan ülkenin yıllar önce keşfettiği ve dolayısıyla köşe başlarını tuttuğu, nispeten yeni bir sektörde oluşacak iktisadi fırsatları değerlendirmemizi, ayrıca gelişmeye son derece müsait pazarda yerimizi almamızı sağlayacaktır.”




Bu haber 6755 defa okundu

DİĞER HABERLER

Nordex Türkiye’ye 68.4 MW’lık 19 türbin siparişi

Nordex Türkiye’ye 68.4 MW’lık 19 türbin siparişi

Ağaoğlu Enerji’den Nordex Türkiye’ye 68.4 MW’lık 19 türbin siparişi. Nordex, Türkiye'de N117/3600 ile kurulacak rüzgar santralleri için ilk siparişini aldı.

Senvion 6.2M152 in The Running For First Floating French Wind Farm

Senvion 6.2M152 in The Running For First Floating French Wind  Farm

Senvion, a leading global manufacturer of wind turbines, has especially adapted its 6.2M152 wind turbine to the floating offshore foundation developed by the EolMed consortium, led by Quadran. The French environment and energy management Agency (ADEME) has awarded EolMed for the construction of three to four Senvion 6.2M152 in the French Mediterranean Sea, for the first floating pilot wind farm in France which is intended to be installed and commissioned in 2020.

Değişimin Sembolü Rüzgar Tribünleriyle Türkiye’de

Değişimin Sembolü Rüzgar Tribünleriyle Türkiye’de

Doğanın sınırsız ve özgür gücü olan rüzgarı kolayca akıllı enerjiye dönüştüren LEITWIND, yatırımın getirisi, kalite, performans ve güvenilirlik konuları ile ön plana çıktığı rüzgar tribünleri ile Türkiye’de! Müşteri ihtiyaçlarına odaklanırken, geleceğin trendlerini önceden hisseden marka, sağladığı karlı yatırım opsiyonu ile ideal partneriniz olacak.

Rüzgar ve Güneş Enerjisi Bir Arada

Rüzgar ve Güneş Enerjisi Bir Arada

Rüzgar ve Güneş Enerjisi Bir Arada

Yenilenebilir enerji, enerji iletimi ve dağıtımı için sızdırmazlık çözümleri

Yenilenebilir enerji, enerji iletimi ve dağıtımı için sızdırmazlık çözümleri

"Freudenberg Sızdırmazlık Elemanları ile Türkiye'nin Rüzgar Enerjisi Projelerine katkı için buradayız"

MİLRES Türbininin Tüm Mekanik Komponentlerini Özgün Makina Tamamladı

MİLRES Türbininin Tüm Mekanik Komponentlerini Özgün Makina Tamamladı

Özgün Makina 1981 yılında İstanbul’da kuruldu. Şirket Türkiye, Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Afrika’daki muhtelif haddehane, çimento, madencilik gibi farklı sektörlerin redüktör başta olmak üzere, güç aktarım organlarının imalatını yapıyor. Sabancı Üniversitesi ve Tübitak iş birliği ile hazırlanmakta olan 630 kW’ lık MİLRES (Milli Rüzgar Enerjisi Santrali) türbininin tüm mekanik komponentlerini tamamladılar ve Ankiros’14 fuarındaki stantlarında sergilediler. Aynı zamanda 2008 senesinde 315 kW’lık Türkiye’nin ilk yerli Türbin redüktörünün de dizaynı ve imalatı Özgün Makina tarafından gerçekleştirilmiştir.

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu