• 3,677 TL

  • 4,342 TL

  • 151,51 TL

  • 106.926

TÜRKİYE’DE RÜZGAR ENERJİSİNİN GELECEĞİ

30 Ekim 2014 Perşembe 01:30

Tüm dünyada artan nüfusa ve gelişen teknolojiye bağlı olarak kişilerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları da artış göstermektedir. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan mevcut fosil kaynaklarının sınırlı / sonlu olmaları gün geçtikçe azalmaları ve bir gün tükenecek olmaları nedeniyle, bir yandan elektrik enerjisi tasarruf çalışmaları sürdürülürken, diğer yandan da yenilenebilir kaynaklar kullanılarak elektrik enerjisi üretilmesi üzerinde çalışmalar büyük bir hızda devam etmektedir.


Yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretiminde kullanılması için yapılan çalışmaların dışa olan bağımlılığı azaltmasından dolayı, ülkelerin geleceği için önemi açıktır. Bu kapsamda yürütülen çalışmalardan biri de son yıllarda dünyada ve özellikle Avrupa’da büyük bir gelişim gösteren rüzgar potansiyellerinin kullanılmasıyla elektrik enerjisi üretilmesidir.

Rüzgar enerjisinin çok fazla avantajı mevcut
Rüzgar enerjisi yerli, dışa bağımlı olmayan, doğal ve tükenmeyen, gelecekte de aynı oranda temin edilebilecek, asit yağmurlarına ve atmosferik ısınmaya yol açmayan, CO2 emisyonu olmayan, doğal bitki örtüsüne ve insan sağlığına olumsuz etkisi bulunmayan, fosil yakıt tasarrufu sağlayan, radyoaktif etkisi olmayan, teknolojik gelişimi hızlı, döviz kazandırıcı bir kaynaktır. Ayrıca kısa sürede devreye alınabilmekte ve kısa sürede demonte edilebilmektedir. Bunun yanı sıra istihdam olanağına sahiptir ve fiyat artma riski yoktur. Tüm bu olumlu katkılarının yanında gürültü, görsel ve estetik kirlilik, kısmi kuş ölümleri, 2-3 km’lik alan içinde radyo ve TV alıcılarında parazitlere neden olması gibi birtakım dezavantajları da vardır. 
Fakat rüzgar türbini teknolojisinde gelinen bugünkü nokta, tüm bu olumsuz etkileri son derece azaltmış tolere edilebilir düzeye indirmiştir. İlk türbin modelleri yeni ve daha büyük modellere göre daha gürültülüyken, şu anki modern türbinler oldukça sessizdirler. Kuş sığınakları ve kuşların toplu olarak yaşadıkları yerlere rüzgar santralleri kurulmamasına dikkat edilerek ve kuşların önemli göç yolları da rüzgar santrali kurulmasında göz önünde bulundurularak kuş ölümlerinin en aza indirilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi bu kadar çok avantaja sahip bir enerji kaynağı olan ve oldukça yüksek bir potansiyele sahip olduğumuz rüzgardan elektrik enerjisi üretiminde faydalanılması şüphesiz kaçınılmazdır.

Türkiye rüzgar enerjisi bakımından yüksek potansiyele sahip bir bölgede
Rüzgar potansiyeli yüksek olan bölgelerimiz: Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz kıyılarıdır. Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından hazırlanan “Türkiye Rüzgar Atlası”na göre yerleşim alanları dışında 50m yükseklikteki rüzgar hızları, Marmara, Batı Karadeniz, Doğu Akdeniz kıyılarında 6.0 – 7.0 m/sn, iç kesimlerde ise 5.5 – 6.5 m/sn civarında, Batı Akdeniz kıyılarında 5.0 – 6.0 m/sn, iç kesimlerde 4.5 – 5.5 m/sn, Kuzey-Batı Ege’de ise kıyılarda 7.0 – 8.5 m/sn, iç kesimlerde ise 6.5 – 7.0 m/sn’dir. Diğer taraftan ABD’nin uzay çalışmaları ile saptadığı meteorolojik veriler, Türkiye’nin rüzgar enerjisi bakımından zengin olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin bulunduğu coğrafi bölgeye bağlı olarak, komşu ülkelerde ve bölge ülkelerinde yapılmış ölçümlerin verileri de bu bulguyu desteklemektedir.

Toplam elektriğin %3,1’ini rüzgardan karşılayabiliyoruz
Türkiye’nin bugünkü teknik koşullarda rüzgar enerjisi teknik potansiyelinin 88.000 MW, ekonomik potansiyelinin ise 10.000 MW civarında olduğu tahmin ediliyor. Wijk, A.J.M Van ve Coelingh J.P.’nin 1983 yılında yapmış oldukları “OECD Ülkelerinde Rüzgar Potansiyeli” çalışmasında, Türkiye’nin teknik potansiyeli 83 GW, üretim potansiyeli ise 166 TWh/yıl’dır. Buna karşılık Türkiye’nin toplam kurulu rüzgar gücü 2958, 45 MW’tır. 2013 yılında rüzgardan üretilen elektrik enerjisi  7179 GWh’tir ve bu değer üretilen toplam elektrik enerjisinin  %3,1’ine karşılık gelmektedir. 
Ülkemizde 2013 yılında 646  MW rüzgar santrali işletmeye alınarak, yıl sonu itibari ile işletmede olan 2958,45 MW kurulu güce sahip 61 rüzgar santrali, inşaat halinde olan 980 MW kurulu güce sahip 35 rüzgar santrali EPDK tarafından lisans verilmiş 5776 MW’ı aşan kurulu güçte 176 rüzgar enerji santral projesi bulunmaktadır. Bu rüzgar santrali projelerinin %42’si toplam  416,35 MW ile Marmara Bölgesi’nde, %38,08’i   373,5 MW ile Ege Bölgesi’nde, %14,99’u 147 MW ile Akdeniz Bölgesi’nde, %4,49’u ise 44 MW ile İç Anadolu Bölgesi’ndedir. Bu santrallerin devreye girmesi ile yılda 18,989 GWh’lik elektrik üretiminin, başka bir deyişle yaklaşık Türkiye’nin bugünkü toplam elektrik enerjisinin %8.2’sinin sağlanabileceği tahmin edilmektedir. 

Dünyadaki enerji rezervlerinin durumu dikkate alındığında, rüzgar enerjisinden yararlanmanın, hem çevresel, hem de kaynak varlığı açısından önemli olduğu anlaşılmaktadır. Dünya enerji rezervinin tükeniş vadesi yaklaşık olarak kömür için 200 yıl, gaz için 65 yıl, petrol için 40 yıl ve rüzgar için ise sonsuzdur. Potansiyel fosil kaynaklı enerji rezervlerinin gelecekte tükenecek olması, şu anda büyük bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Türkiye’yi artacak fiyatlardan ve teminindeki problemlerden dolayı zora sokacaktır. Bu nedenle elektrik enerjisi üretimini yenilenebilir kaynaklara doğru yönlendirmemiz, mevcut hidrolik kaynaklarımız ile birlikte rüzgar enerjisinden faydalanmamız gerekmektedir. 

Avrupa ülkeleri seviyesinde rüzgar enerjisi hedefleri 
2020 yılında şu anki elektrik enerjisi tüketiminin iki katına çıkması durumunda bile dünyanın tüketeceği elektrik enerjisinin %12’sinin rüzgardan karşılanabileceği yolunda ileriye dönük çalışmalar mevcuttur. 2020 yılında küresel elektrik talebinin %12’sinin rüzgardan sağlanacağı varsayımıyla 10.771 milyon ton CO2 azalması elde edilebilecektir. Bu da çevreye yayılan CO2 gazının önemli oranda azalacağı anlamına gelmektedir. 
Türkiye 2013 yılı verilerine göre 2958,45 MW olan ve tahmin edilen ekonomik potansiyelinin sadece %3,1’ine karşılık gelen kurulu rüzgar gücü, lisans almış projeler bitirildiğinde %11,2’ye ulaşacak ve bugünkü toplam elektrik üretiminin %8,2’si rüzgardan sağlanabilecektir. Mevcut kurulu rüzgar gücümüzün üyesi olmayı hedeflediğimiz Avrupa ülkeleri seviyesine çıkarılması için devlet tarafından teşviklerin arttırılması enterkonnekte şebekeye bağlanmak için gerekli teknolojik altyapının oluşturulması, gerek iş imkanlarının oluşturulması, gerekse mevcut rüzgar potansiyelimizden uzun vadede daha ucuz bir şekilde faydalanılması için rüzgar türbin teknolojisine yatırım yapılması gerekmektedir. Mevcut rüzgar potansiyelinin kullanılmasının gerek ekonomik gerekse çevresel boyutları açısından önemi büyüktür. Bu kapsamda bizim de 2020 yılı için hedeflenen %12’lik pay içinde yerimizi almamız kaçınılmazdır.  


Yazan: Enerji Sistemleri Mühendisi - Engin Deniz

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu